Afyon Haber Sitesi

BİR ZİYA GÖKALP VARDI

145 yıl önce, 23 Mart 1876’da Diyarbakır’ın Çermik ilçesinde dünyaya gelen Gökalp’ın babası, aslen Suriye Türkmeni olan Vilayet Evrak Memuru Mehmet Tevfik Efendi (1851–1890), annesi Pirinçcizade ailesinden Zeliha Hanım (1856–1923). Dayısı dönemin Diyarbekir Belediye Başkanı Pirinçcizade Arif Efendi’dir. Eğitimine doğduğu yer olan Diyarbakır’da başladı. 1886 senesinde Mektebi Rüştiye-i Askeriyye’ye giriş yapmıştır, özgürlük düşüncesini ilk defa bu okuldaki öğretmeni Kolağası (Önyüzbaşı) İsmail Hakkı Bey aşılamıştır. Askeri rüştiyenin son sınıfındayken babasını kaybetmiştir. 1890 yılında amcası Müderris Hacı Hasip Bey’den geleneksel İslâm ilimleri ile ilgili ders almaya başlamıştır. Öğrenimine İstanbul’da devam etmek isteyen Mehmet Ziya bu imkânı bulamayınca 1891 yılında Diyarbakır’da İdadi Mülkiye’nin (Sivil Lise) ikinci sınıfına kayıt yapmıştır. Son sınıf öğrencisi iken arkadaşları ile okul çıkışlarında kalıplaşmış olan “Padişahım Çok Yaşa” yerine “Milletim Çok Yaşa” diye bağırması hakkında soruşturma açılmasına neden olmuştur. Bazı kaynaklarda arkadaşları yerine sadece Gökalp’in bağırdığı da yazmaktadır. O sırada okul süresinin beş yıldan yedi yıla çıkması üzerine 1894 senesinde okuldan ayrılmıştır. Liseden ayrıldıktan sonra amcasından Arapça ve Farsça dersleri almıştır. Tasavvufla ilgilenmiştir. Fransızca öğrenmeye başlamıştır. Diyarbakır’da yaşanan kolera salgını nedeniyle bu şehirde görevlendirilen Doktor Abdullah Cevdet Bey ile tanışmış, fikirlerinden etkilenmiştir. Maddi sıkıntılar yüzünden eğitim ve öğrenimine devam etmek için İstanbul’a gidemeyişi ve ailesinin evlenmesi konusunda ısrarcı olması gibi nedenler 18 yaşındaki Mehmet Ziya’yı intihara sürüklemiştir. Bazı kaynaklarda intihar girişiminin sebebi olarak idadideki hocası Dr. Yorgi Efendi’den aldığı felsefe eğitimi ve ailesinin verdiği dini eğitim arasında ki çelişkilerde gösterilmektedir. Kafasına sıktığı kurşun, güç koşullar altında yapılan morfinsiz ameliyatla çıkarılmıştır. Ameliyatı gerçekleştiren Dr. Abdullah Cevdet Bey ve Diyarbakır’da bulunan genç bir Rus operatörmüş. İntihar girişiminden sonra kendisini tekrar okumaya vermiştir Özgürlüğe düşman olanları hedef alan pek çok şiir yazmıştır.

1896’da Erzincan Askeri Lisesi’nde eğitim ve öğrenim görmekte olan kardeşi Nihat Gökalp sayesinde Harp Okulu öğrencileriyle beraber İstanbul’a giden Gökalp, ücretsiz olması sebebiyle Baytar Mektebi’ne kaydını gerçekleştirmiştir. Buradaki öğrenimi sırasında ülkedeki özgürlük hareketine katılmış insanlarla tanışmak için çaba sarfetmiştir. İbrahim Temo ve İshak Sükûti ile tanışmıştır. Jön Türkler’den etkilenmiş. İttihat ve Terakki Cemiyeti’ne katılım gerçekleştirmiştir. “Yasak yayınları okumak ve muhalif derneklere üye olmak” nedeniyle 1898 senesinde tutuklanmış ve bir yıl cezaevinde yatmıştır.Cezaevinden çıktıktan sonra 1900’de Diyarbakır’a sürülmüştür. Yüksek öğrenimini tamamlayamayan Mehmet Ziya’nın Diyarbakır’daki amcası hayatını kaybetmiş ve kızı Vecihe ile evlenmesini vasiyet etmiştir. Amcasının vasiyetine karşı çıkmayan Mehmet Ziya Vecihe Hanım ile evliliğinden bir oğlu (Sedat), 3 kızı (Seniha, Hürriyet, Türkan) olmuştur. 1908’e kadar Diyarbakır’da küçük memuriyetler yapmıştır. Eşinin mal varlığıyla rahat bir yaşam sürdürürken el altından hürriyet çalışmalarını yürütmeye devam etmiştir. O zamanlarda bölgenin güvenliği sağlamak amacıyla kurulan ve başında Kürt asıllı İbrahim Paşa’nın bulunduğu Hamidiye Alayları, hırsızlık ve soygun olaylarına karıştığı anlaşılınca halkı örgütleyerek eyleme yöneltmiştir. 3 gün boyunca Diyarbakır Telgrafhanesini işgal ederek buradan saraya İbrahim Paşa ve adamlarını cezalandırmaları için telgraflar çekmeye başlamıştır.

Doğu ile Batı arasındaki kilit bağlantı noktalarından biri olan Diyarbakır Telgrafhanesinin işgali işin içine Batılı devletlerin de girmesine neden olmuştur. Onların da saraya yaptığı baskı neticesinde bölgeye bir araştırma heyeti gönderilmiştir. Fakat bir süre için sinen İbrahim Paşa ve adamları daha sonra aynı kanunsuzluklara yeniden başlayınca Ziya Gökalp ve arkadaşlarının önderliğindeki halk bu sefer 11 gün süre ile telgrafhaneyi yeniden işgal etmiştir. Bu direnişin sonunda İbrahim Paşa ve adamları bölgeden sürgün edilmiştir.

1904- 1908 arasında Diyarbakır Gazetesi’nde şiir ve yazılarını yayımlamıştır.Ziya Gökalp İbrahim Paşa’nın halka yaptığı zulümleri “Şaki İbrahim Destanı” adlı yapıtında anlatmıştır. I. Dünya Savaşı’nda Osmanlı Devleti’nin yenilmesinden sonra tüm görevlerinden alınmıştır. 1919’da üniversite içerisindeyken İngilizler tarafından tutuklanmıştır; dört ay Bekirağa Bölüğü’nde tutuklu olarak kaldıktan sonra Ermeni soykırımı iddiaları ile ilgili işgal mahkemesince yargılanmıştır. Mahkeme sürecinde soykırım iddialarını kesin bir dille reddetmiş ve Mukatele (karşılıklı öldürme) tezini sonuna kadar savunmuştur. Yargılama sonucu diğer İttihatçılarla birlikte Malta’ya sürgüne gönderilen Ziya Gökalp, orada arkadaşlarına toplumbilim ve felsefe dersleri vermiştir. Maltaya sürgün edildiği dönemde ailesiyle yaptığı mektuplaşmalar daha sonra Limni ve Malta Mektupları adıyla kitaplaştırılmıştır; sözkonusu kitap Malta sürgünlerinin orada geçirdikleri yaşam şartlarıyla ilgili elimizdeki tek eserdir.

Ziya Gökalp, 2 yıl süren sürgün döneminden sonra İstanbul’a tekrar dönmüştür ve üniversitede ders vermeye devam etmek istemiştir ancak bu isteği kabul görmemiştir. Bir ay Ankara’da kaldıktan sonra ailesinide alarak Diyarbakır’a gitmiştir, Ahmet Ağaoğlu’nun katkısıyla Küçük Mecmua’yı çıkarmıştır ve Kurtuluş Savaşı’nı destekleyen yazılar yazmıştır. 1923’te Maarif Vekaleti Telif ve Tercüme Heyeti Başkanlığı’na atanmıştır, Ankara’ya gitmiştir. Ağustos’ta İkinci Dönem Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne Atatürk tarafından Diyarbakır mebusu olarak seçilmiştir. Ankara’ya yerleşime geçen Ziya Gökalp, kültürel ve düşünsel çalışmalarına hiç ara vermemiştir; dünya klasiklerinin Türkçeye çevrilip yayımlanması ile uğraşmıştır. 1924’te kısa süren bir hastalığın ardından dinlenmek için gittiği İstanbul’da 25 Ekim 1924 günü hayatını kaybetmiştir. Kabri Divanyolu’ndaki II. Mahmud Türbesi hazîresine defnedilmiştir. Türkçülüğümüzü büyüten simge isimlerden olan Ziya Gökalp’i şükran, minnet ve saygıyla yad ediyoruz. Ruhu şad olsun…. * Olaylar ve Tanıklıklarla Atatürk *
(ALINTIDIR)

Yazarın Diğer Yazıları

BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ
%d blogcu bunu beğendi: