Reklam
Afyon Haber Sitesi I AfyonAjans.com

DÖNER SERMAYE SİSTEMİ SAĞLIK ÇALIŞANLARININ EN TEMEL SORUNUDUR

Sağlık çalışanlarının temel sorunu döner sermaye (ek ödeme) sistemi hususunda, aşağıdaki açıklama
yapılmıştır:
“Sağlık, kamunun vatandaşlarına vermekle yükümlü olduğu hizmetlerin en önemlileri arasında yer
almaktadır.
“Sosyal devlet” ilkesinin esas alındığı ülkelerde her bir vatandaş, sağlık çalışanları eliyle sunulan
hizmetlerden eşit bir şekilde yararlanır.
Bu durum, “sosyal bir hukuk devleti” olan ülkemiz için de geçerlidir.
Bu manada ülkemiz, çok şükür dünyanın en kapsamlı ve en donanımlı sağlık sistemlerinden birine
sahiptir.
Pandemi sürecinde bir defa daha test edilen bu sistem, taraflı tarafsız herkesin takdirini kazanmıştır.
Elbette sistem ne kadar iyi olursa olsun ve ne kadar teknolojik donanıma sahip bulunursa bulunsun;
onu işleten, ayakta tutan, memnuniyeti had safhaya yükselten, fedakar sağlık çalışanlarıdır.
Bu manada sağlık çalışanları ordumuz, pandemi süreci öncesinde olduğu gibi salgına karşı canları
pahasına yürüttükleri amansız mücadelede de bu hakikati tüm çıplaklığıyla ortaya koymuşlardır.
Açıkça söylemek gerekirse sağlık sistemimiz, kutsal görevlerini her koşul ve şartta üstün
fedakarlıklarla yürüten sağlık çalışanlarımız sayesinde milletimizin sığındığı en güvenli liman olmuştur.
Hemşiresinden doktoruna, ambulans şoföründen sağlık teknikerine yüzbinlerce sağlık çalışanının
ortak alınteri, bu limanın yegane can suyudur.
Bu limanda sağlık hizmetleri o kadar bir ve bütün yürütülmektedir ki işi, unvanı, statüsü ne olursa
olsun her bir çalışanın alınteri, bir diğerinin tamamlayıcısıdır.
Bir diğer ifadeyle, sağlık hizmetlerinde sunulan hizmetin, verilen emeğin, dökülen alınterinin tamamı
ortaktır ve tüm çalışanlarındır.
Sağlık hizmetlerinin külfetinde söz konusu olan bu ortak paylaşım, ne yazık ki dökülen ortak alınteriyle
yeşeren nimetin paylaşımında yerini; haksızlığa, adaletsizliğe, eşitsizliğe, huzursuzluğa ve
umutsuzluğa bırakmaktadır.
Tüm bu olumsuzlukların ana kaynağını döner sermaye sistemi oluşturmaktadır.
2004 yılında, sağlıkta yeni döneme geçiş sürecinde önemli sorunların çözümünde anahtar rol görmesi
amacıyla tüm sağlık tesislerinde uygulanmaya başlanan döner sermaye sistemi, ilk yıllarda başarıyla
uygulanmışsa da gelinen noktada işlevini yitirip, kronik bir sorun halini almıştır.
Bu sistem nedeniyle özellikle son 6-7 yıldır, meslek ve unvan bazındaki farklı hak edişler, sağlık
çalışanları arasında memnuniyet sınırlarının ötesinde ne yazık ki kargaşaya yol açmıştır.
Sistem; gerek hekimler arasında gerekse hekim dışı sağlık çalışanları arasında dengeli ve hakkaniyetli
bir paylaşıma imkan vermemektedir.
Vicdanları yaralayan aynı acı durum; iller, hastaneler ve birimler arasındaki sağlık çalışanları için de
geçerlidir.

Sorun ne yazık ki her geçen gün daha da büyümekte ve içinden çıkılmaz hal almaya doğru
ilerlemektedir.
Endişemiz ve aynı zamanda umudumuz, sağlık sistemine dolayısıyla insanımıza zarar verici noktalara
ulaşmadan çözüme kavuşmasıdır.
Çözüm amaçlı palyatif tedbirlerden bir sonuç çıkması da mümkün olmamıştır, olmayacaktır da. Mart
ayı başında, yönetmelik değişikliğiyle yürürlüğe konulan uygulama bunun en son örneğidir. Bu
yönetmelik değişikliğiyle, kısmi çözüm bir yana, sorunun derinliği ve yakıcılığı daha da artmıştır.
Şöyle ki yapılan değişiklikle birkaç meslek grubunun lehine adım atılırken, sayıları yüz binleri bulan
hekim dışı sağlık çalışanları tam bir hayal kırıklığına uğratılmıştır.
Hakkaniyetle, adaletle ve vicdanla bağdaşmayan bu ve benzer düzenlemeleri kabul etmek mümkün
değildir.
Döner sermaye uygulamasındaki ana kurgu değişmeden, emek ve alınteri temelli dengeli ve adil bir
paylaşım gözetilmeden, sistemin teşvik ediciliği her bir çalışanı kapsayacak şekilde genişletilmeden
ortaya konacak her bir düzenleme, sorunun derinleşmesinden başka bir işe yaramayacaktır.
Bu çerçevede, salgınla mücadele sürecindeki uygulamalara baktığımızda da ne yazık ki benzer
olumsuzlukları görüyoruz.
Bakanlık, sürecin en başında, performansa bakmaksızın belirlemiş olduğu usul ve esaslar
çerçevesinde;
• Pandemiyle mücadelede direk yer alan hekimler için tavandan,
• Diğer hekimler için ise kadro ve ünvanlarına göre tavanın % 45 ile 75 aralığında,
• Hekim dışı sağlık çalışanları için ise tavandan ek ödeme verileceği yönünde karar aldı.
Ancak perfomansa dayalı ek ödeme sisteminin adil ve hakkaniyetli olmadığı, mevcut sorunları çözücü
özelliğinin kalmadığı, ihtiyaçları karşılamadığı gibi nedenlerle, zorlu salgın günlerinde sağlık
çalışanlarında ciddi huzursuzluklara yol açmıştır.
Daha vahimi, salgın süresince, hakkaniyetli olmasa da tüm sağlık çalışanlarının yararlanacağı
açıklanan ek ödeme desteği, alınan yeni bir kararla, salgınla mücadele eden sağlık çalışanları ile
sınırlandırıldı.
Üç aylık dönemi kapsayan ek ödeme desteği uygulamasında da süre uzatımına dair yeni bir karar
olmadığı için 15 Temmuz itibarıyla sona gelinmiştir. Bu yanlıştan acilen dönülmelidir.
Neticede, sağlık çalışanlarının salgınla mücadelesi devam etmektedir. Sağlık çalışanları, hiç olmazsa
salgınla mücadele süresince, uygulamadaki haksızlıkların giderilip ek ödeme desteğinin her bir çalışanı
kapsayacak şekilde genişletilmesini beklerken, 15 Temmuz itibarıyla uygulama sona ermiştir.
Salgınla mücadelede cephenin en ön safında yer tutan ve hatta canlarıyla bedel ödeyen sağlık
çalışanlarının hiçbiri, bu tür haksızlıkları kabul etmemektedir; palyatif adımlar, sorun ve
memnuniyetsizlik üretmeye devam etmektedir.
Sistemi; çalışanların bir kesimini maksimum düzeyde memnun ederken, bir diğer kesimini daha az
memnun ederek veyahut memnuniyetlerini sıfırlayarak sağlıklı bir şekilde sürdürmek mümkün
değildir.
Neticede her bir sağlık çalışanı aynı işi yapmasa da aynı sorumluluk bilinciyle hareket ediyor ve
risklere karşı aynı göğsü geriyor.

Salgın sürecinde de çok net bir şekilde görüldüğü gibi virüs – risk – tehdit cephede – sahada ayrım
yapmıyor.
Sağlık hariç hiçbir kamu hizmetinde; aynı işi yapmasına, aynı saat çalışmasına ve aynı statüde
olmasına rağmen farklı ücret alan bir çalışana rastlamak mümkün değildir.
Sonuç olarak; fedakar sağlık çalışanları arasında ayrım yapan, hak gasp eden, alın terini yok sayan, bu
çarpık döner sermaye sistemine bir an önce son verilmelidir.
İnsan hayatını, insan sıhhatini konu olan bir kamu hizmeti, kangren halini almış böylesine büyük bir
sorunla sağlıklı işleyemez.
Kamu hizmetlerinde çözüm yerine sorun üreten bir sistem, sadece çalışanları değil, herkesi sorunun
bir parçası haline dönüştürür ve belli bir aşamadan sonra herkese zarar verir.
Sağlık sistemini tehdit eden döner sermaye sistemi, maalesef hızla bu yönde ilerliyor.
Sağlık-Sen olarak, sağlık çalışanlarının moral ve motivasyonlarını sarsan, iş barışını ve huzurunu
olumsuz etkileyen, hak kayıplarına yol açan ve çalışanları meslekten soğutan döner sermaye
sisteminin bir an önce düzeltilmesi gerektiğine inanıyoruz ve bu yöndeki çağrımızı bir defa daha
tekrarlıyoruz.
Hakkaniyeti esas alan döner sermaye sisteminin oluşturulması mümkündür ve bunu her platformda
muhataplarımızla paylaştık.
Yol yakınken, bu yanlıştan bir an önce dönülmeli; sağlık çalışanlarının yüzü güldürülmelidir.
Unutulmamalıdır ki sağlık çalışanlarının yüzü gülerse, Türkiye güler.”

BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ